LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

BINBIR GECE

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Yazarı ve ne zaman yazıldığı bilinmeyen Arapça masal külliyatı.

 

Arapça asıl adı "Elf leyle ve leyle" olan bu masal külliyatı, bir çerçeve hikâye içe­risinde yer alan pek çok tâli hikâyeden meydana gelmiştir. Çerçeve hikâye kısa­ca şöyledir: Semerkant Hükümdarı Şah-zaman bir gün kardeşi Sâsânî Hüküm­darı Şehriyâr'ı görmeye giderken unut­tuğu bir şeyi almak üzere geri döndü­ğünde sarayda karısının ihanetine şahit olur ve onu derhal öldürür. Şehriyâr'ın yanındaki misafirliği sırasında kardeşi­nin ava gittiği bir gün yengesinin onu daha çirkin bir şekilde aldattığına şahit olur. İki kardeş deniz kenarında gezi­nirken omzunda sandıkla bir ifritin de­nizden çıkması üzerine korkularından bir ağaca tırmanırlar.

Ağacın altına gelen if­rit sandıktan bir kadın çıkardıktan son­ra uyumaya başlar. İfritin karısı olan bu kadın iki kardeşi görür ve ifriti uyandır­mak tehdidinde bulunarak onlarla cinsî ilişki kurarak ifrite ihanet eder. Bunun üzerine iki kardeş bütün kadınların sa­dakatsizliklerine kanaat getirir. Bu se­beple Sâsânî Hükümdarı Şehriyâr sara­yına döner dönmez karısını öldürtür. O günden sonra da her gün bir genç kızla evlenir ve ertesi günü boynunu vurdu­rur. Üç yıl sonra şehirde evlenecek genç kız kalmaz. Padişaha kız bulmakla gö­revli olup güç durumda kalan vezirin de iki kızı vardır. Büyük kızı Şehrezâd ken­dini feda etmek pahasına da olsa kadın­ları bu belâdan kurtaracak bir plan ha­zırlayarak padişahla evlenmeyi kabul eder. Gerdeğe girmeden önce de kız kardeşi Dînârzâd (veya Dünyâzâd) ile gö­rüşme izni alır. Dînârzâd, önceden ka­rarlaştırıldığı üzere Şehrezâd'dan bir ma­sal anlatmasını ister. Şehrezâd sabaha kadar devam eden masalı en heyecanlı yerinde keser. Padişah da masalın so­nunu öğrenmek için idamı sonraya bı­rakır. Şehrezâd padişahı böylece 1001 gece oyalar. Sonunda hikâyelerin öğre­tici ve ibret verici etkisi kadar karısının zekâ ve becerikliliği karşısında duyduğu hayranlığın da tesiriyle padişah Şehre­zâd'ı öldürmekten vazgeçer.

Külliyatta 264 masal bulunmaktadır. Külliyatın anlatım tekniği, çerçeve ma­salın içine giren diğer masalların uygun yerlerinde ikinci, üçüncü derecede çer­çeveler meydana getirmeye de elverişli­dir. Nitekim Şehrezâd'ın anlattığı masal­lardan herhangi birinin kahramanı bazan bir vesile bulup karşısındakine bir­biri içinde devam edip giden masallar anlatır. Dilimizde de meşhur olmuş ta­cir ve ifritler, hamal ve üç hanım, kam­bur, Alâeddin'in sihirli lambası, Ali Ba­ba ile kırk haramiler, gemici Sindbâd ve maceraları bunlardandır.

Binbir gece masallarının menşei, ya­zarı ve ne zaman yazıldığı öteden beri konu ile uğraşan âlimleri meşgul etmiş, fakat henüz kesin bir sonuca varılama­mıştır. Masallardan bir kısmının Arap­çaya, Farsça "Hezâr Efsâne" (bin masal) adlı bir külliyattan geçtiği tahmin edil­mektedir. Çerçeve masalın kahramanla­rının adları gibi diğer masalların birço­ğunda İran kültürüne ait ad ve özellik­lerin bulunması da bunu göstermekte­dir. Ayrıca Mes'ûdi'nin Mürûcü'z-zeheb adlı eserinde (II, 251), o tarihlerde Arap­lar arasında "bin gece" diye bilinen bir hikâye külliyatının bulunduğu ve bu kül­liyatın Araplar'a geçmiş birçok İran, Yu­nan, Hint eserleri gibi dışarıdan geldiği, Farsça aslının "Hezâr Efsâne" olduğu belirtilmiştir. İbnü'n-Nedîm de Muhammed b. Abdûs el-Cehşiyârî'nin (ö. 331/ 943) 1000 ünlü Arap, İran, Yunan vb. ma­salını toplamaya başladığını, ancak 480 masala ulaştığı bir sırada öldüğünü söy­ler. Meselenin bir başka yanı da masal­lardan bazılarının İran'a Hindistan'dan gelmiş olmasıdır. Zira çerçeveli masal tekniğine Hint edebiyatının en eski ör­neklerinde bile rastlanır. Tıpkı Kehle ve Dimne'de olduğu gibi bir hadiseyi ge­ciktirmek için zaman kazanmak mak­sadıyla hikâye anlatma usulü daha çok Hindistan'da görülür. Ayrıca çerçeve ma­salın esas teması olan kadınların sada­katsizliği fikri ve iki kardeşin seyahate çıkması motifi orijinal Hint masal kül­liyatında bulunmaktadır. Bütün bunlar masallardan bir kısmının yabancı men­şeli olduğunu gösterse bile tamamının böyle olduğunu ispata yetmez. Külliya­tın içine Arap kaynaklı birçok masal da girmiştir.

Bütün bu hususlar dikkate alınırsa bu büyük eseri dört ana gruba ayırmak mümkündür:

1. Hint kaynaklı masallar;

2. İran'dan gelen masallar;

3. Hârûnür-reşîd (786-809) devrine ait Bağdat men­şeli masallar. Hârünürreşîd'in zamanın­da onun şahsiyeti etrafında geçen bu maceraların konuları realisttir. Bu ma­sallarda üslûp ve tertip daha ustacadır.

4. Fâtımîler ve Memlükler devrinde Mı­sır'da külliyata ilâve edilen masallar. Bunlar akıl ve tabiat dışı unsurlar bakı­mından zengin konulardır. İfritler, tılsım­lar, olağan üstü maceralarla dolu olan bu hikâyelerin tertip ve üslûbu daha acemicedir.

Masalların çeşitliliği, geçtiği yerlerin farklılığı (Hindistan, İran, Irak, Mısır, Tür­kiye), masalların tabii ve özentisiz bir üs­lûpla kaleme alınmış olması, konuşma dilinde kullanılan deyimler ihtiva etme­si ve ünlü Arap müelliflerinde görülme­si mümkün olmayan dil hataları taşıma­sı gibi hususlar dikkate alınırsa bunla­rın tek bir kalemden çıkmadığı anlaşılır. Masalların aslında yüzyıllar boyu ağız­dan ağza aktarılan halk masalları tü­ründen olduğu, bunların değişik yer ve zamanlarda rastgele değişmelere uğra­dığı, Doğu milletlerinin eski-yeni folklo­rundan pek çok şeyler alarak gelişip bir bütün haline geldiği kabul edilmekte­dir. Bu bakımdan hikâyelerin bütünü il­ginç bir mozaik görünümündedir. Bu yö­nüyle binbir gece masalları Müslüman Doğu milletlerinin edebiyat, tarih, me­deniyet tarihi, folklor ve sosyal yapıları­nın incelenmesi için büyük bir malzeme teşkil etmektedir.

Külliyatın bu adla tanınmasının sebe­bi, bunların binbir geceye taksim edil­miş birbirinin devamı olan masallardan oluşmasıdır. Ancak bazı hikâyeler birkaç sayfa sürerken bazılarının birkaç satır­da bitmesi, "bin masal" veya "binbir ge­ce" ifadelerinin önceleri çokluktan kina­ye olarak kullanıldığını, daha sonra söz­lük mânasına alınarak hikâyelerin bu sa­yılara tamamlandığını göstermektedir.

Son şeklini Mısır'da Memlükler dev­rinde aldığı kabul edilen hikâyelerin bir­çok değişik yazmaları vardır. Bunlar, he­nüz güvenilir bir ilmî neşirleri yapılma­makla beraber, 1814'ten günümüze ka­dar Hindistan, Mısır, Avrupa ve Beyrut'­ta defalarca basılmış ve çeşitli dillere tercüme edilmiştir. Bu neşirlerin içinde eksiksiz olanı, 1251'de (1835) iki cilt ha­linde Bulak'ta basılanıdır. Bu baskı da­ha sonra defalarca tekrar edilmiştir. Di­ğer baskılarında genellikle müstehcen görülen ifadelerin atıldığı, bazı masalla­rın özetlendiği, gramer yanlışlarının dü­zeltildiği, bazı şiirlerin de alınmadığı gö­rülmektedir. Binbir gece masallarının noksansız baskıları yanında külliyattan alınmış müstakil masallar halinde bası­lanları da vardır.

Binbir gece külliyatı Avrupa'da ilk de­fa Antoine Galland tarafından, kendisi­ne Suriye'den gönderilen bir yazmadan Fransızcaya çevrilmiştir (l-XII, Paris 1704-1717). Daha sonra Edvvard William Lane (l-lll, London 1839-1841), John Payne (I-IX, London 1882-1884) ve Sir Richard Burton (I-XV1, London 1885-1888) eseri İngi­lizceye tercüme etmişlerdir. Külliyat E. Littmann tarafından da Almancaya çevirilmiştir (I-VI, Leipzig 1921-1928). Bin­bir gece masallarının Türkçeye tercü­mesi Sultan Abdülmecid zamanında Ah­med Nazif Efendi tarafından yapılmış­tır. Masalların müstehcen tarafları atı­larak Terceme-i EhLeyle ve Leyle adıy­la dört ve altı cilt halinde tarihsiz olarak iki defa basılmıştır. Üslûbu pek ağır olan bu tercümeden sonra 1927-1928 yılla­rında Resimli Ay neşriyatı arasında sa­de ve popüler üslûpta ve seçmeler ha­linde yayımlanmıştır. Eser ayrıca Hüse­yin Başaran (Binbir Gece Masalları, An­kara 1957), Nihal Yalaza Taluy (Binbir Ge­ce Masalları, İstanbul 1958), F. Namık Hansoy (Binbir Gece Masalları, İstanbul 1959), Selâmi Münir Yurdatap (Binbir Gece Ma­salları, I-Il, İstanbul 1949-1954) ve Raif Karadağ (Binbir Gece Masalları, I-IV, İs­tanbul 1961) tarafından neşredilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

Mes'ûdî, Mürûcü'z-zeheb (Abdülhamîd), II, 251; İbnü'n-Nedim, el-Fihrist, s. 363-364; Abdurrahman Fehmi, Medresetü'l-Arab, İstanbul 1304, s. 132-134; Bustânî, DM, IV, 261-263; Serkîs, Mu'cem, II, 1992-1997; Cebbûr Abdünnûr, el-Mu'cemü'l-edebî, Beyrut 1979, s. 470-471; Hitti, İslâm Tarihi, II, 621-622; Ömer Ferrûh, Târîhu'l-edeb, III, 151; Şevki Dayf. Târîhu'l-edeb, VI, 488-489; C. Zeydân, Adâb, I, 606, 609; Hannâ el-Fâhûrî, el-Mücez fi'l-edebi'T'Arabt ve târîhih, Beyrut 1985, II, 170-183; Hasan ez-Zeyyât, "Elfü Leyletin ve leyle", MMİADm., XII/ 3-4 (1932), s. 129-142; XII/5-6, s. 282-291; a.mlf. "Elfü leyletin ve leyle", DMİ, II, 541-554; Felix Taver, "Binbir Gece Masallarının Az Tanınan ve Basılmamış Hikayeleri (trc. Ahmed Suphi Furat), ŞM, VI (1966), s. 1-10; TA, VI, 402-403; J. Oestrup - D. B. Macdonald, "Bin Bir Gece", İA, II, 616-626; E. Littmann. "Alf layla wa layla", El2 (İng), I, 358-364; Ch. Pellat. "Alf layla wa layla", Eh., I, 831 -835.

 Velİ Ulutürk, dia,7.cilt