LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF DİL VE ANLATIM > TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - ŞEHİR KONULU DENEMELER

TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - ŞEHİR KONULU DENEMELER

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 
İçerik Sayfaları
TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN*
BATI EDEBİYATINDA DENEME
TÜRK EDEBİYATINDA DENEME
MANZUM-MENSUR KARIŞIK DENEME
DİL KONULU DENEMELER
ŞEHİR KONULU DENEMELER
SOSYAL VE SİYASİ KONULU DENEMELER
DİN KONULU DENEMELER
Tüm Sayfalar

d. Şehir Konulu Denemeler

Klasik Türk edebiyatı geleneği içinde şehirleri konu alan metinler XVI. yüzyıldan itibaren mesnevî türünde yazılan şehrengiz ve ta’rifatlarda yer almaktaydı. Ilk şehrengiz, XVI. yüzyılda Mesihî tarafından yazılmıştır.

Modern Türk edebiyatında ise kimi denemeciler, gezip gördükleri ya da bizzat yaşadıkları şehirlerin tarihî, kültürel, geleneksel, sanatsal, mimarî ve buna benzer yapıları üzerine oluşan kanaatlerini kaleme almışlardır. Bu tür denemelerde genellikle kaybolup gitmiş birtakım değerlere duyulan nostaljik özlemler dile getirilir. Bu tür denemelerde şehirlerin mimarî ve kültürel yapılarının, sosyal anlamda yaşama biçiminin geçirdiği değişim aşamaları başlıca izlekleri oluşturur.

Ahmet Rasim (1864-1932)’in Şehir Mektupları (4 cilt. Ist. 1328, 1329) ile Mustafa Kutlu (1947-)’nun aynı adı taşıyan kitabında (1995) ve Malik Aksel (1903-1987)’in Istanbul’un Ortası (1977) adlı eserinde Istanbul’un semtleri, insanları, alışkanlıkları, geçirdiği kültürel ve mimarî değişimlerin sonuçları kendilerine has üslûplarıyla anlatılır. Ahmet Rasim, özellikle 19. yüzyıl Istanbul’unu anlatırken Mustafa Kutlu 1990’lı yılların Istanbul’unu sergilemektedir.

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), Aziz Istanbul (1964) adlı kitapta toplanan denemelerinde Istanbul’un değişik semtlerinin, tarihî, coğrafî ve mimarî yapısının ülfet perdesine gizlenen inceliklerini, kültürel zenginliklerini, estetik güzelliğini ve tarihî ihtişamını samimî bir üslûpla ortaya koymaktadır. O, bu denemelerini tarihî bilgi, dikkatli bir gözlem ve millî duyuş temelleri üzerine kurmuştur.

Yahya Kemal Istanbul’a Türk kültür, medeniyet, sanat, duyma ve yaşama üslûbunun coğrafî, tarihî ve mimarî anlamda özgün bir terkibe kavuştuğu bir medeniyet kenti olarak yaklaşmıştır. Türk coğrafyasının pek çok yerinden gelen insanlar, Türk dilini yoğurarak en güzel kıvamına bu şehirde ulaştırmış, sanat ve mimarî dehasının en güzel eserlerini bu kentte ortaya koymuştur. Tüm kültürel unsurlarıyla Türk tarihi ve vatanı bu şehirde toplanmış gibidir. Türklük milliyetinin en güzel özetini bu şehirde görmek mümkündür.

Nihad Sami Banarlı (1907-1974), Istanbul’a Dair (1986); Islâm Çupi, Hey Gidi Istanbul (1995); Selçuk Erez (1936-),Istanbul Nerededir (1995); Samiha Ayverdi (1906-1993), Istanbul Geceleri (1971, 2. b.) adlı kitaplarında Istanbul’un tarihî ve mimarî zenginliklerini vurgulamakta, güncel sorunlarına eleştirel bir yaklaşım getirmekte ve özellikle geçmişte kalan güzelliklerine nostaljik bir üslûpla değinmektedirler.

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962), Beş Şehir (1946) adlı kitabında Istanbul, Bursa, Konya, Erzurum ve Ankara şehirlerinin kaybolmaya yüz tutmuş tarihî ve kültürel özelliklerini, coğrafî, mimarî, manevî ve sosyal güzelliklerini anlatır. O, bir anlamda bu denemelerinde Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin maddî ve manevî muhassalasını aramaya çalışır. Geçmiş-şimdi-gelecek zaman bütünlüğünü parçalamadan idrak etme yöntemini bu kitabında beş şehir için uygulamıştır. Her şehir, şimdisinde geçmişini ve geleceğini birlikte yaşar.

Ayrıca Yaşadığım Gibi (tarihsiz) kitabında da Istanbul, Bursa, Maraş ve Paris’le ilgili benzerî tahassüslerini ortaya koymuştur.

Mitat Enç (1910-1991), Uzun Çarşı’nın Uluları (1997) kitabında Antep’i anlatır.

Hilmi Yavuz (1936-), “Şehirlerin Iskeleti” (Denemeler Karşı Denemeler, Ist. 1988, s.51) denemesinde büyük kentlerin insan ruhu ve insanlar arası ilişkilerde ortaya çıkardığı olumsuzlukları dile getirir.

Ahmet Turan Alkan (1954-), Altıncı Şehir (1992) adlı eserinde ise bir anlamda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehirkitabının devamı gibi ve onun üslûbunun çağrışımıyla Sivas’ı anlatır.

Beşir Ayvazoğlu (1953-), Şehir Fotoğrafları (1997) adını taşıyan kitabında Istanbul, Bursa, Safranbolu, Efes gibi şehirlerle ilgili izlenimlerini dile getirir.

Mustafa Çetin Baydar (1943-), Geçidi Bekleyen Şehir (1997) kitabında Erzurum’u konu edinmektedir.

Uğur Kökden (1934-), Anı Kentler (1992)’de Aşkabat, Bağdat, Lagos, Zürih, Toledo, Granada, Münih, Frankfurt, Marianbad, Varşova, Atina, Ankara, Istanbul, Amasya ve Paris gibi kentlere yer vermiştir. O, bu kentleri değişik anakaraların simgesi ve sözcüsü olarak almıştır. Bu denemelerde kültürlerin barış içinde yan yana birlikteliğinin yollarını araştırmaya gayret etmiş. Adı konmamış bir ortak yaşam arayışının ne ölçüde gerçek olabileceğini irdelemeye çalışmış. O, hem kendi kent denemeleri hem de genelde kent denemeciliğiyle ilgili olarak şunları söylüyor: “Kentler, aslında yaşamın, geçmiş zamanı demek bir bakıma. Yaşanan zamanın dibe vurmuş ruhu. Her kent, şimdiki zamanın sınırları içinde başlar ve geçmiş zamanın belirsizliğinde yok olur.

Ancak, böyle bir geçmiş onları sınırlamıyor. Kaldı ki, böylesi bir gerçek, yalnız yaşayan bireyler topluluğu için geçerli değil; aynı zamanda uygarlıklar için de doğru. Anı Kentler’in gündeme getirdiği kentlerde okur kimi uygarlıkların yaşam ve ölüm serüvenini izleyebilir. Hititler, Eski Yunan, Endülüs, Moğollar ve Osmanlılar. Buradan insanlığın tek ve değişmeyen öyküsünü adım adım seçmek zor olmaz. Tüm bu denemelerde coğrafya yalnızca bir yardımcı öge! Kimi kez anılara, kimi kez gezi notlarına, söyleşiye ya da öykü dokusuna yaklaşan denemeler bunlar. Böylece bir bakıma her deneme, kentlerin sınırladığı/sakladığı nice nice yaşamlar ve yaşanmışlar arasında var olan ortak bir özü, özlemi gözler önüne sermekte. Tanpınar’ın Beş Şehir’i ve Calvino’nun Görünmez Kentler’i gibi bir bakıma.” (Cumhuriyet Kitap Eki, 29 Nisan 1999, S. 480).

Cengiz Bektaş (1934- )’ın, Mimarlıkta Eleştiri (1967) adlı eserini de şehir konulu deneme metni olarak kabul edebiliriz.



 
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF DİL VE ANLATIM > TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - ŞEHİR KONULU DENEMELER