LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF DİL VE ANLATIM > TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - DİL KONULU DENEMELER

TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - DİL KONULU DENEMELER

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 
İçerik Sayfaları
TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN*
BATI EDEBİYATINDA DENEME
TÜRK EDEBİYATINDA DENEME
MANZUM-MENSUR KARIŞIK DENEME
DİL KONULU DENEMELER
ŞEHİR KONULU DENEMELER
SOSYAL VE SİYASİ KONULU DENEMELER
DİN KONULU DENEMELER
Tüm Sayfalar

b. Dil Konulu Denemeler

Bu konuda yazılmış denemeler, çoğunlukla dil felsefesi, dilin güncel sorunları, eski dil, yeni dil, uydurmacılık, Öz Türkçecilik, yaşayan dil, halkın konuşma dili, kültür dili gibi tartışmaları, dilin sadeliği, dilin günlük hayatta, sosyal ilişkilerde ve sanat eserlerindeki önemi gibi konuları ele almaktadırlar. Dil konulu denemeleri üç alt başlık altında toplamak mümkündür: 1. Öz Türkçecilik akımını savunanlar, 2.  Milletin canlı konuşma dilini savunanlar, 3. Dili felsefî ve kültürel boyutuyla irdeleyenler.

1. Öz Türkçecilik Akımını Savunanlar: Bu düşünceyi savunan başlıca yazarlar ve eserleri şunlardır:

Suat Yakup Baydur (1912-1953), Dil ve Kültür (1952)’de kitabının amacını Önsöz’de şöyle açıklamaktadır: “Okurlarda dil anlayışı uyandırmak ve bu anlayışı geliştirmek, Türk dil devrimini açıklamak, dilimizin işleyici bekleyen konularından birkaçını kımıldatmak amacıyla yazdığım bu yazılar pek tabiî olarak kendi görüşlerimi ortaya koymakta, Kurumu hiçbir şekilde bağlamamaktadır. Açık, aydınlık ve arınmış bir Türkçeye karşı sevgi duyanların sayısını yahut sevgisini arttırmaya yararlarsa, Kurum ve yazar bundan şüphesiz mutluluk duyacaklardır.”(s.17)

Baydur, ağırlıklı olarak Osmanlıca-Türkçe, Türkçenin sindiremediği sözler, Türkçenin yolu, Türkçe, Latince, Yunanca ilişkileri, dil nedir, ne değildir, dilin zenginliği gibi konularla ilgili düşüncelerini kendince birtakım bilgilerle destekleyerek ortaya koymaktadır.

Sebati Ataman’ın Dil Çıkmazı (1981) adlı eserindeki yazılar, dilin özleştirilmesi, sadeleştirilmesi, ‘tabiî yol’un bulunması, milletin ortak dil birliğinin sağlanması amacına dönük arayış çabalarından oluşmaktadır. Yazar, ağırlıklı olarak ‘dile müdahale’, ‘özleştirme’, ‘sadeleşme’, ‘dilin değişmesi’ gibi konuları genellikle tasnif ve örneklendirme metotlarına başvurarak irdelemiştir.

Emin Özdemir (1931-), Öz Türkçe Üzerine (1969) adlı kitabında savunduğu Öz Türkçenin ne olduğunu belirlemeye çalışmakta ve bu akıma karşı çıkanları polemik üslûbuyla eleştirmektedir. Dil ve Yazar (1973) kitabında ise Öz Türkçecilik akımıyla ilgili düşüncelerini değişik şair ve yazarlardan yaptığı alıntılarla desteklemekte, ‘sözcükler’ in çok katmanlı boyutlarını irdeleyerek Türkçenin zenginliğini sergilemeye çalışmaktadır.

Berke Vardar (1934-1989)’ın Dil Devrimi Üstüne (1977) ve Tahsin Yücel (1933-)’in  Tartışmalar (1994) adlı eserleri de bu konuyla ilgilidir.

2. Milletin Canlı Konuşma Dilini Savunanlar: Mehmet Kaplan (1915-1986), Kültür ve Dil (1982) kitabında dilin millîliği, dilin ifade gücü, konuşma dili, dil ve kültür bağlantısı, ilim dili, dilde aşırılık, dil anarşisi, Öz Türkçe ve Osmanlıca münakaşaları gibi dilin kültürel ve güncel boyutları üzerinde düşüncelerini sergiler. Bağnazlığa düşmeden canlı, yaşayan, tarihî süreç içerisinde Türk milleti tarafından işlene işlene en güzel kıvamını bulmuş, estetik ve kültürel değeri yüksek bir Türkçeyi savunur.

Nihad Sami Banarlı (1907-1974), Türkçe’nin Sırları (1972) adını taşıyan kitabında, Türkçe sevgisi, Türkiye Türkçesinin Türk topraklarında tarih boyunca kullanıla kullanıla aldığı estetik güzelliğini, işlekliğini, kıvraklığını, ahengini, ses ve anlam inceliklerini gösterme amacındadır. Ayrıca yazar, kendi ifadesiyle ‘uydurma dil’ anlayışına, son yıllarda ortaya çıkan ‘yanlış ve metotsuz dil tutumları’na karşı ‘Türkçeleşmiş her kelimenin halis Türkçe olduğunu kabul etmek’ ana tezini değişik boyutlarıyla işlemektedir.

Peyami Safa (1899-1961), Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca (1970) adıyla yayımlanan eserinde dilde ikilik, dilde tasfiye, Arap harfleri, Türkçenin hastalıkları, dilde özleşme, dilin fakirliği gibi konuları daha çok polemik üslûbuyla, felsefî bir yaklaşımla ve fıkra türüne yakın bir anlayışla işlemiştir. 

Necmettin Hacıeminoğlu (1932-1994), Türkçe’nin Karanlık Günleri (1972) kitabında ise genellikle “Türk dilinin sadeleşmesi hareketinin asıl gayesinden saptırılarak tam bir kültür ihtilâli şekline dönüşmesi 1960 yılından itibaren başlamıştır” dediği ve ‘uydurmacılık’, ‘arı dilcilik’ diye nitelendirdiği Öz Türkçecilik hareketine karşı halkın konuştuğu dili savunan yazılara yer verir.

Ahmet Bican Ercilasun (1943-), Dilde Birlik (1984) adlı eserinde, tasfiyecilik, sosyal bir kurum olarak dil, Türkçenin sefaleti, uydurukça gibi konuları ilmî bir sistem içinde örneklendirerek ortaya koymaktadır.

3. Dili Felsefî ve Kültürel Boyutuyla Irdeleyenler: Nermi Uygur (1925-), Dilin Gücü (1962) kitabında genel olarak dilin felsefesini yapmakta, ana dil bilincini aşılamakta, dilin sosyal hayattaki gücünü Türkçenin başka diller karşısındaki konumu, konuşma, anlam, susmak gibi kavramları dil felsefesi açısından yorumlamaktadır.

Aydın Köksal, Dil ile Ekin (1980)’de, dilin sağladığı soyutlama, dil-düşünce ilişkisi, dil-kültür, dil-teknik, dil-toplum ilişkileri gibi konuları ele almaktadır. M. Bedri Gültekin (1953-)’in Türkçe’nin Dünü ve Yarını (1983) adlı çalışması da bu bağlamda değerlendirilebilir.

c. Felsefe Konulu Denemeler

Bu gruba giren denemeler, genellikle felsefe eğitimi görmüş ve bu alanda çalışan bilim adamları tarafından yazılmaktadır. Felsefe disiplini kaynaklı denemeciler, ele aldıkları konulara felsefî birikimlerinin kazandırdığı bakış açısıyla yaklaşmaktadırlar. Dolayısıyla denemelerine çoğunlukla felsefî üslûp ve düşünce egemendir. Felsefî deneme türünün başlıca temsilcileri şunlardır:

Nurettin Topçu (1909-1975), aslen felsefeyle uğraşmış bir düşünürdür. Bergson felsefesi üzerine çalışmış, Abdülaziz Bekkine ve Celâl Öktem’le tanışınca felsefî şüphelerinden sıyrılıp saf Islâm inancına ve tasavvufa eğilmiştir. Hüseyin Avni Ulaş’la tanışmasıyla birlikte Anadolucu eğilimini ortaya çıkardı. Anadolu Müslüman milliyetçiliği davasını güttü. Daha sonraları Islâm Sosyalizmi düşüncesine sahip oldu. O, daha çok Anadolu Islâm toplumcusu olarak tanındı.

Denemelerinde salt felsefe yoktur ve felsefe belirgin bir biçimde öne çıkmamıştır ama felsefî yaklaşımı ya da felsefenin kendisine sunduğu imkânları yazılarına sindirerek kullanmıştır. Bu bakımdan onun denemelerini tamamen felsefe konulu değil ama felsefî yaklaşımın hissedildiği denemeler olarak değerlendireceğiz. Onun düşüncesine yön veren temel kavramlar, hürmet, merhamet, hizmet ve ahlâk nizamıdır. O denemelerinde daha çok Anadolu merkezli özgün bir fikir, yaşama biçimi, toplum ve devlet düzeni kurulması düşüncelerini dillendirir. Türk toplumunun tam bir maymun tavrıyla Batıyı her alanda olduğu gibi taklit etmesini sağlıklı bulmamış, bize özgü, bizim için olanın peşinde koşmuştur. Toplum ve devlet olarak bizi yeniden ayağa kaldıracak itici gücün yüzyıllardır sahip olduğumuz, din, ahlâk, kültür ve medeniyet birikimimizde yattığına inanır. Tarihî zenginliklerimizin çağa özgü sorunlarımıza çözüm sağlayacak özler taşıdığına inanır. O, güncel politikadan uzak durarak evrensel nitelikli Anadolu medeniyetinin yeniden inşasına harç taşıdı. Bazı deneme kitapları: Türkiye’nin Maarif Davası (1960), Yarınki Türkiye (1961), Ahlâk Nizamı (1961), Var Olmak (1965), Iradenin Davası (1968), Kültür ve Medeniyet (1970).

Nusret Hızır (1899-1980), Felsefe Yazıları (1976, o bu kitabıyla Türk Dil Kurumu 1977 Deneme Ödülünü kazandı), Geride Kalanlar (1987); Ismail Tunalı (1922), Denemeler (1980).



 
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 11. SINIF DİL VE ANLATIM > TÜRK EDEBİYATINDA DENEME Nurullah ÇETİN* - DİL KONULU DENEMELER