LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

TENKİT ÖRNEĞİ

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Tanpınar'ın Şiirinde Kompozisyon

I. Resim

Tanpınar, "vizüel" bir tiptir. Dış âlemin manzaraları veya onlar kadar canlı ve renkli olan rüyalar ve hayaller onun şiir ve nesillerinin en mühim unsurunu teş­kil ederler. Bunlar birtakım duygularla yüklü olmakla beraber, kelimelerle yapı­lan tablolar gibi kendi başlarına estetik ve plâstik değerler taşırlar. Bu, onun da­ha sonra kültür vasıtasıyla geliştirmekle beraber, mizacı ile ilgili, doğuştan getir­diği bir kabiliyettir.

Antalyalı genç kıza gönderdiği mektubunda, daha üç yaşında iken Ergani-Madeni'nde bulundukları sırada, bir kış günü, camların arkasından dışarıyı seyretti­ği esnada, kar yağışının kendisinde nasıl "çok lezzetli bir hayranlık duygusu" uyandırdığını anlatmıştı. Aynı mektupta, çocukluk ve gençlik devrine ait hatırla­dığı en güzel anlar, ışıklı, deniz veya yıldızlı gökyüzüdür. Keza "Kerkük Hâtıraları"nda çocukluğunda oturdukları evleri, sanki daha dün görmüş gibi teferruatına kadar hatırlar.

Tanpınar'da âdeta gizli kalmış bir "ressam" vardı. Onun resme düşkünlüğü ay­nı, "vizüel" karakterinin bir neticesidir. Kendisinde bütün ressamların en güzel baskılı röprodüksiyonları vardı. Zaman zaman bunlardan birinin eserlerini bir ta­rafa yayarak hayranlıktan sarhoş, sergiler açardı. En yakın dostları ressamlar ve heykeltıraşlardı.

"Beş Şehir"de, İstanbul'dan bahsederken "gündelik ekmeğimiz olan bir man­zara" diye bir ifade kullanır. Gerçekten de göze hitap eden güzel bir şey, tabiat, rüya veya hayâl, Tanpınar için ekmek kadar lüzumlu bir şeydi. "Selâm olsun" şi­irinde de görüldüğü üzere o, tabiata, güneşe, aya, kara, tipiye hayrandı. Dünyayı ve hayatı seviyordu. Onca, ölümün faciası mutlak bir karanlık olmasındandı. Hiç-/ bir şey, bir rüya dahi görmemek... İşte Tanpınar, bundan müthiş korkuyordu. "Yollar çok erken" şiirinde ölümü anlatırken söylediği:


 

înkârı oldun bütün bahçelerin

mısrasını belki en hazin bir sesle okumak lâzımdır.

Bahçeler... Bilhassa yıldızların parıldadığı küçük yaz bahçeleri ve sevilen kadının huzuru. İşte Tanpınar için saadet bundan ibarettir. O, bütün varlığı ile bu
ânın ebedileşmesini istiyordu. Cenneti, gökyüzünde saf bir meleğin dolaştığı yıl­dızlı bir bahçe olarak tahayyül ediyordu. - ,

Tanpınar'ın şiirinde tıpkı bir ressam veya heykeltıraş gibi böyle en güzel bir ânı ve sevilen kadını ebedileştirmek temayülü kuvvetle hissolunur. Kendisi res­sam veya heykeltıraş olmadığı için aynı şeyleri kelimelerle gerçekleştirmeğe ça­lıştı.

Tanpınar'ın şiirlerinde tasvirler ve imajlar sadece benzetme ve tasvirlerden ibaret değildir. Onlar okuyucuda birtakım duygular ve heyecanlar uyandırırlar. Fakat ayrıca pitoresk bir karakteri de haizdirler. Tıpkı resim gibi imajların da in­sanda uyandırdığı "vizüel" bir haz vardır. Bilhassa Tanpınar için bu böyledir. Ba­zı şiirlerinde ve nesirlerinde onun kendisini âdeta çocukluğunda, o karlı manza­ra karşısındaki gibi "lezzetli bir hayranlık duygusu"na bıraktığı görülür.

Onlar sadece güzel tablolar oldukları için şâirin hoşuna giderler. Türkçede "güzel" kelimesinin aslı, Anadolu'da telâffuz edildiği şekilde daha açık görüldü­ğü üzere "gözel" dir. "Günlük ekmeği manzara" olan Tanpınar için göze hitap eden her şey, sırf böyle olduğu için güzeldir.

(Mehmet Kaplan, Tanpınar'ın Şiir Dünyası, 1963)

Çarşamba, 27 Mart 2013 20:22 tarihinde güncellendi